Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net
|
Kitaplarımdan seçmeler... Amazon'da kitaplarım



|
| TÜM KIBRIS ADASINA KALICI BARIŞ VE HUZUR GETİREN KIBRIS BARIŞ HAREKATI’NIN 52’NCİ ZAFER YILINI KUTLUYORUM |
|
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:
|
 |
Efendiler ! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi’nin) ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir. (Kemal Atatürk) |
TÜM KIBRIS ADASINA KALICI BARIŞ VE HUZUR GETİREN KIBRIS BARIŞ HAREKATI’NIN 52’NCİ ZAFER YILINI KUTLUYORUM..
20 Temmuz 2026 günü, Türkiye’nin Kıbrıs Adasına barış ve huzur getirmek için gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatının 52 nci zafer yılını kutlayacağız.
1960 Londra ve Zürih Antlaşmaları ile kurulan ve Türkiye’nin garantör ülke olarak vazgeçilemez hukuki hakları bulunan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dünyadan adeta soyutlanmıştır. Ve sadece Kıbrıs Rum kesimini temsil eden Kıbrıs Cumhuriyeti, 1 Mayıs 2004’den itibaren Avrupa Birliği üyesi yapılmıştır. Bu demektir ki; Türkiye, uluslararası anlaşmaların kendisine verdiği hukuki kazanımlarını dikkate almamıştır. Yani yıllardır kapısında oyalandığımız AB üyeliği uğruna Kıbrıs’taki milli hak ve menfaatlerinden taviz vermiştir.
52 yıldır kendi devletinin topraklarında hür ve bağımsız yaşayan Kıbrıs Türk toplumunun 13 Kasım 1983’te kurduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini Türkiye dışında hiçbir ülke tanımamıştır. Çünkü geçen süre içinde Türkiye ve KKTC yönetimi bu konuda ciddi hiçbir girişimde bulunmamıştır.
Dünyada Kıbrıs Türk ve Rum halkları kadar içişlerine karışılan ve üzerinde çıkar hesaplarının odaklandığı başka bir ülke yoktur. Dünyayı küresel çıkarları istikametinde yapılandırmak için çalışan küreselleşme mimarları, dünyanın jeopolitik merkezinde bulunan bu stratejik toprak parçası üzerinde yoğun çaba harcamaktadır.
Günümüzde de Kıbrıs Adasını AB adına Yunanistan’a teslim ederek Enosis’i gerçekleştirmek için Türk askerinin adadan çıkartılmasından başka çözüm olmadığını değerlendiren küresel güçler bunun için çeşitli senaryolar yazmaktadırlar. Çünkü küresel güçler emperyalist hedeflerinden asla taviz vermek niyetinde değillerdir. Ne kadar haklı olursak olalım. Ne kadar hukuk üstünlüğümüz olursa olsun bu şer odakları adanın tamamını ele geçirerek Türkleri Anadolu’ya hapsetmeyi kafalarına koymuşlardır. Fakat Türkiye ve Türklerin gücü karşısında bunun fiziki olarak mümkün olmadığını gördüklerinden siyasi entrikalarla bunu bize yaptırma yolunu tercih etmektedirler.
2003 yılında Kıbrıs Adalet Partisi Genel Başkan yardımcısı sıfatıyla partiyi seçimlere hazırlarken tüm KKTC topraklarını en küçük yerleşim birimine kadar ziyaret imkanı bulmuştum. Bu küçük adada birkaç partinin katıldığı milletvekili seçimlerinin arka planında dönen entrikaları görünce adeta ürkmüştüm. Gerçek şu ki dünyanın geometrik merkezinde yer alan bu adanın stratejik konumu irili ufaklı tüm dünya ülkelerini ve özellikle de dev küresel güçleri çok yakından ilgilendirmektedir. Asırlardır o adada yaşayan Türk ve Rumların hak ve çıkarları kimsenin umurunda değildir. Tabiri caiz ise bu adada adanın gerçek sahiplerinin dışında uluslararası bir güç mücadelesi kıyasıya devam etmektedir.
Her şeye rağmen tüm bu mücadeleler içinde Türkiye stratejik konumu, milli güç unsurlarının kabiliyeti ve güçlü ordusu ile hâla bu adada her türlü dengeyi muhafazaya yeterli bir güç olarak dikkati çekmektedir.
Kıbrıs Adası ve Kıbrıs Türk Toplumu ile ilgili teslimiyetçi, ilgisiz ve batılı küresel güçlerin yanında yer alan tutumumuz devam ettiği takdirde Kıbrıs Türk toplumunun geçmişte Girit, Rodos ve diğer Ege adalarında kaderlerine terk ettiğimiz Türk toplumlarından farkı olmayacaktır.
Oysa 350 milyonluk Türklük dünyasının batıdaki uç beyliği konumundaki KKTC topraklarının kaybı Anadolu Türk toplumunun bundan sonraki yaşantısında da önemli bir dönüm noktası olacaktır. Kıbrıs’ta kazanılan hakların her ne pahasına olursa olsun korunması Türk milleti için kaçınılmaz bir zorunluluktur..
Bugün Kıbrıs'ta taraflar arasında bir barış antlaşması imzalanmamıştır. İki askeri komutanlık arasındaki ATEŞKES Antlaşması 52 yıldır sürmektedir. Barış Antlaşması olmamasına rağmen TSK’nin barış harekâtı ile tam ve gerçek bir barış fiilen tesis edilmiştir. Yani gerçek ve nihai çözüm bulunmuştur. Geçen uzun süre içinde toplumlar arasında tek kişinin dahi burnunun kanamadığını, adada demokrasinin hâkim olduğu bir Türk devletinin yaşadığını, Türkiye’nin bu devletin ilelebet yaşatılması gibi bir tarihi misyonunun olduğu gerçeğini unutmamalıyız.
400 yıllık Türk yurdu yavruvatan Kıbrıs’ta ay yıldızlı bayrağın gönderden inmemesi, ezan seslerinin asla susmaması için Türk milletinin tüm varlığı ile mücadele edeceğine inanıyorum. Bu küçük adada kanla oluşturulan kutsal vatan topraklarının kâğıt üzerindeki sanal birlikteliklerle elimizden alınabileceğine ise ihtimal vermiyorum.
Kıbrıs’ın daima Türk kalacağını vurgularken, Kıbrıs topraklarını vatanlaştıran kahraman şehit ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Ruhları şad olsun.
Dr. Tahir Tamer Kumkale 20 Temmuz 2026 Pazartesi |
|
|