28 TEMMUZ 2014 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

ŞEKER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı projesi gerçekleşti
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Olaylar Türk Milletine iki ehemmiyetli kuralı yeniden hatırlatıyor. Yurdumuzu ve haklarımızı müdafaa edecek kuvvette olmak... Barışı koruyarak arsıulusal çalışma birliğine önem vermek. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1935)

 2 Haziran 2005 Perşembe 

Yapımına üç yıl önce başlanan Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattının açılış töreni geçtiğimiz hafta Bakü’de, Türkiye - Azerbaycan - Gürcistan Cumhurbaşkanlarının ve ABD yetkililerinin katılımı ile gerçekleşti. Türkiye ait olduğu Türk Dünyasına bu defa kalben değil içinden petrol akan dev bir eserle bağlandı. Bu eser yakın bir gelecekte Orta Asya Türk topluluklarını Avrupa içlerine kadar taşıyacak bir duruma gelecektir. İşte o zaman Türkler kontrol ettikleri enerji nakil hatları ile dünyanın jeopolitik merkezinde çok stratejik bir konuma yükselecektir.. Çok yakın bir gelecekte bunu da göreceğimize kesin gözüyle bakabiliriz.
18 Eylül 2002'de BAKÜ'de Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan Cumhurbaşkanları'nın iştiraki ile yapılan törende Boru Hattı'nın Hazar Denizindeki başlama noktasında temel atılmış, 20 Eylül'de ise Ankara'da ilgili taraflar arasında son sözleşmeler imzalanmıştı.
Bugün işin sonuna gelindi. Gelinen yer ve gerçekleşen çalışmalar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Asya Türk Cumhuriyetleri ile bütünleşmesinin önemli bir adımını teşkil ediyor.
1989 yılında dağılmaya başlayan S.S.C.B. bünyesinden ayrılarak bağımsızlıklarını kazanan Asya Türk Cumhuriyetleri ile her sahada giderek artan bir ivme ile başlayan işbirliğimiz çerçevesinde 1991 yılında ele alınan BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN Projesinde ancak 11 yıl sonra temel atma safhasına gelinebilmişti.
Burada en önemli hedef; dünyanın en zengin doğal enerji kaynaklarına sahip bulunan Türk Cumhuriyetlerinde halen atıl olarak duran enerji potansiyelini Hazar Denizi kaynakları ile birlikte önce Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden de başta AB ülkeleri olmak üzere dünya pazarlarına sevk etmekti. Bu hedef o zamanlar dünya ve bölgesel güç dengeleri gözönüne alındığında son derece ütopik ve ulaşılması hayal dahi edilemeyecek bir hedef olarak görülüyordu.
Orta Asya -Türkiye Mihverli bir ENERJİ KORİDORU Türkiye'yi bir anda çok önemli bir bölgesel güç haline dönüştürebilecekti. Oysa Türklerin güçlü olduğu zaman neler yapabileceği Osmanlı Devleti örneğinden çok iyi biliniyordu.
Türkiyenin güçlenmesini istemeyen mihraklar tarafından Türkiye'nin PETROL BORU HATTI inşaasından önemli kazançlar elde edeceği de çok iyi biliniyordu. İşte bu yüzden büyük engelemeler yapılmıştır.
Bütün bu engellemelere rağmen aklıselim yine galip gelmiş, ekonomik unsurlar bir kere daha siyasi unsurların önüne geçmiş ve BAKÜ-TİFLİS-CEYHAN Petrol Boru Hattı inşaası gibi bir önemli proje kağıt üzerinden araziye intikal ettirilmiş ve bugünkü duruma gelinmiştir..
Bu Proje bizim için sadece içinden petrolün geçtiği teknoloji ağırlıklı bir sistem değildir. Bu teknoloji ile birlikle Orta Asya Türk Kültürü, Türk Bilimi ve Türk Sanatı yani kısacası Türklük Düşüncesi dünyaya taşınacaktır. Türk Dünyası birbiri ile bütünleşecektir. Bu yüzden bu proje Türkiye başta olmak üzere bütün Türk Dünyası için hayati önemi haizdir.
Bilindiği gibi 17-19 Kasım 1999 tarihlerinde İstanbulda geçen yüzyılın son AGİT ( Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) Zirve Toplantısı yapıldı. Türkiye'nin başarılı ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve 62 ülkenin en üst düzey yöneticileriyle katıldığı bu tarihi zirvede ülkemizi yakından ilgilendiren önemli gelişmelerden biri de; " yıllardır görüşmeleri devam eden ve fakat nasıl neticeleneceğine dair berraklık bulunmayan “BAKÜ – TİFLİS -CEYHAN PETROL BORU HATTI” ile ilgili andlaşmanın imzalanarak fiilen uygulama faaliyetlerinin başlatılması " idi.
Bu konuda ABD'nin desteğini ve rolünü unutmamak gerekir. Çünkü enerji nakliyatı başta Rusya Federasyonu olmak üzere dünya hakimiyetinde güç sahibi olmak isteyen bütün ülkeleri yakından ilgilendiriyordu. Yani Boru Hattı Projesi sadece Türkiye - Azerbaycan -Gürcistan gibi hattın geçeceği ülkeleri ilgilendirmiyordu. Ayrıca başta petrole bağımlı AB olmak üzere dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ülkeleri bu karardan olumlu veya olumsuz, ama mutlaka etkileneceklerdi. Yani bu boru hattı projesi her zaman uluslararası sorun olmaya yatkındı..
Hazar Denizi petrol havzasında üretilen petrolleri Gürcistan ve Türkiye üzerinden Ceyhan'da dünya pazarlarına ulaştıracak olan “PETROL BORU HATTI ANDLAŞMASI” 18 Kasım 1999'da Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan, Türkmenistan Devlet Başkanları tarafından imzalandı. ABD Başkanı ise şahit ülke sıfatı ile katıldı ve bir bakıma ABD'nin bu anlaşmanın hayata geçirilmesinin teminatı olduğu izlenimini verdi. 15 Şubat 2000 tarihinde Beyazsaray'da Clinton ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar ALİEV arasında yapılan görüşme sonrasında yapılan resmi bildiri ile " ABD Petrol Boru Hattı inşaasına verdiği desteğin arkasında olduğunu" bir kere daha kamuoyuna vurguladı... Nitekim bu projeden en çok zarar görecek olan Rusya'nın bütün aleyhte tutum ve davranışına rağmen ABD'nin verdiği bu destek projenin hayata geçirilmesinde en önemli unsur olmuştur.
Ekonomik açıdan dünya ölçülerine göre çok küçük bir potansiyel taşımasına rağmen bu proje ekonomik yönünden ziyade siyasi yönü ile önem kazanmaktadır. Doğal hammadde kaynakları zengini olan Türk Cumhuriyetleri Rusya'nın başını çektiği Bağımsız Devletler Topluluğuna kurucu üyedirler. Bu devletler; Moskovada yapılan Bağımsız Devletler Zirvesinde son derece ılımlı bir tavır sergilemelerine rağmen bu andlaşma ile siyasi tercihlerini resmen batıdan yana koyduklarını ilan etmişlerdir. Boru Hattı vasıtasıyla Türkiye üzerinden doğrudan Avrupa'ya, yani batı dünyasına bağlanacaklardır. Batı ise bu yol ile Türk Cumhuriyetleri üzerinden Kore'de Japon Denizine bağlanacaktır. Bir nevi kağıt üzerindeki AGİT sınırı fiilen gerçekleşmiş olacaktır..

Sonuç olarak;
Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ile Türk Dünyası birbirine ayrılmaz bir şekilde bağlanacaktır. Türk’ün sesi artık daha gür çıkacaktır.. Proje ve yapım safhasında emeği geçenlere milletçe teşekkür etmemiz gerektiğini vurguluyor, şükranlarımı sunuyorum..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
2 Haziran 2005 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale