PARAMIZDAKİ SIFIRLARI NE ZAMAN SIFIRLAYACAĞIZ ? 
                    TÜRK PARASI’NIN KORUNMASINA SIRA GELMEYECEK Mİ ?
“Devlet; memleketin asayiş ve müdafaası için yollara, demiryolları ile limanlara, deniz vasıtaları ile, telgrafla, telefonla, memleketin her türlü nakliye vasıtalarıyla, milletin umûmi serveti ile yakından alâkadardır. Memleket idaresinde ve müdafaasında bu saydıklarımız toptan, tüfekten ve her nevi silahtan daha mühimdir. Bilhassa Para, her türlü vasıtanın üstünde bir mevcudiyet silahıdır.” Mustafa Kemâl Atatürk (1930)

         PARA milletimizin günlük hayatındaki en önemli varlıktır. Herkesin yaşamını doğrudan etkileyen bu vazgeçilmez unsur yani  PARA sözlüklerde; “Devletçe bastırılan, üzerinde saymaca değeri yazılı kağıt veya metalden ödeme aracı” şeklinde açıklanmaktadır.
        Para sözcüğü sadece alım-satım işlerinde değil hayatımızın bütün kesitlerinde yer alır. Nitekim; Para bozmak, para çekmek, para çıkarmak, para dökmek, para etmek, para etmemek, para kırmak, para sızdırmak, para koparmak, para tutmak, para yapmak, para yatırmak, para yedirmek, para yemek, parasını sokağa atmak, paraya kıymak, paraya para dememek, parayı veren düdüğü çalar, para babası, para canlısı, para darlığı, para göz, paralanmak gibi deyimleri günlük yaşantımızın her safhasında sıkça kullandığımız bilinen bir gerçektir.
         Paranın Değeri gerek içeride ve gerekse dışarıda devletin itibarını ve gücünü gösterir. 2003 yılına geldiğimizde 2.700.000TL değerine ulaşan bir İngiliz Sterlini Atatürk’ün öldüğü 1938’de sadece 616 Kuruştu. Bugün Bir Cumhuriyet Lirası(Cumhuriyet Altını) 129.000.000 TL olmuştur. Daha 25 yıl önce sadece 10 lira olan Bir Amerikan Doları bugün 1.700.000 üzerinden işlem görmektedir. Sadece dolar bazında son 25 yıldaki değer kaybımız dahi facianın büyüklüğünü göstermeye yetmektedir.
         Paramız saymakta zorlandığımız sıfırlarla doldurulmuştur. Oysa Sıfır; kendi başına değeri olmayan, hiç, yok, başarısız , verimsiz  anlamlarını taşıyan bir kelimedir.
        Sıfırların çokluğu paramızın değerinin azlığını göstermektedir.  Parasının değerini düşürerek , milli değerlerini ve uluslararası camiadaki yerini bu kadar ayaklar altına alan bir devlet şu anda mevcut değildir. Düşen paramızın  değeri ile birlikte binlerce yıldan bugünlere taşıdığımız milli, manevi ve kültürel değerlerimizde yani  Millet olma vasıflarımızda ciddi kayıplar meydana gelmiştir.
         Dünyayı 600 yıl yöneten İmparatorluklar kuran bir milletin her ne sebeple olursa olsun bu seviyeye düşürülmesini anlamak ve yeni yetişen nesillerimize anlatabilmek mümkün değildir.
25 yılda nasıl bu hale getirildik.?
        Burnumuzun dibinde 10 yıldır savaş yıkımını takiben her sahada ambargo altında yaşayan Irak’ın, 25 yıldır iç savaş nedeniyle birbiri ile kıyasıya çarpışan harabeye dönmüş Afganistan’ın parasının değeri dahi uluslararası piyasada Türk Lirasından daha kıymetli olduğu biliniyor. Bu manzarayı ekonomik gerekçelerle tanımlamak çok zordur.

        Eğer bugün ekonomik sahada gerçekten bir şey yapılmak isteniyorsa, halkımıza AŞ ve İŞ temini temel hedef olarak alınmış ise  yapılacak ilk ve en önemli faaliyet, TÜRK PARASININ DÜŞEN DEĞERİNİN  YENİDEN KAZANILMASIDIR.
        Özellikle TÜRK PARASI tabirini kullanıyorum. Çünkü 79 yıldır kullandığımız TÜRK LİRASI ne yazık ki bugün tedavülden  kaldırılmıştır. En küçük paramız 50.000 Türk Lirasıdır. Ve ülkede hiç bir kullanım yeri bulunmamaktadır. Bugünkü pahalılıkta en büyük kağıt paramız  olan yedi sıfırlı 20.000.000 TL’ da  taşınmaz duruma geldiğinden halkımız Plastik Para denilen Kredi Kartlarını kullanmaktadır.
        “30 sene ekmeğin kilosu 30 kuruştu. Gazeteyi 30 yıl  boyunca 15 kuruşa alıyorduk.” dediğiniz zaman  okumuş ve aklı başında gençlerimiz size “bu adam delimi “diye hayretle bakıyorlar.
        Bir Türk Lirasını görmekten mahrum ettiğimiz yeni nesillerimiz  Türk Lirası’nın  yüzde biri olan KURUŞ ve bunun yüzde biri olan PARA’ yı hiç bilmiyorlar.
        Peki, bugünkü ekonomik potansiyelimiz İstiklâl Savaşı sonrasındaki ekonomik potansiyelimizin çok mu altındadır. ?
        Elbette Hayır. O günkü durumumuzdan binlerce defa daha iyi olmamıza rağmen bugünkü itibari değerimiz görüldüğü gibi o günlerin milyonlarca kat altına inmiş gibi algılanmaktadır.
Geçen asrın başlarında Gazi Mustafa Kemâl Atatürk  ve emrindeki Türk milleti  askeri ve siyasi büyük bir zafer kazanmışlardır. Fakat ekonomik bakımdan tam manasıyla sıfır durumundadırlar. Çünkü bütün güçlerini istiklâlin temini için harcamışlardır. Ekonomik açıdan her şeye sıfırdan başlayacaklardır. Çünkü; o gün ellerinde EMEK yoktur. SERMAYE yoktur. BİLGİ yoktur. KREDİ yoktur. İNSANGÜCÜ yoktur. YOL yoktur. OKUL ve ÖĞRETMENİ yoktur. TECRÜBESİ dahi yoktur. Bu yokları, kendiliğinden var etmesi ise o günün güçlü ülkelerince mümkün görülmemektedir.
        Emperyalist güçler “ Bırakalım Türkler hür ve özgür olsunlar . Ama biz onları daima ekonomik açıdan sömürmeye devam edeceğiz. Çünkü ihtiyaç duyacağı her şey bizde var. Her sahada bize muhtaçlar " diyorlardı.
        Bu konuda tamamen haklı idiler. Çünkü yoktan bir şeyin varolduğu o güne kadar görülmemişti.
        İşte bütün bu yoklardan tankını, topunu, uçağını çağın teknolojine uygun olarak kendisi yapabilen; parası değerli; tek kuruş borcu olmayan ; tam bağımsızlığını kazanmak için İTHALAT- İHRACAT arasında ülke bazında eşitlik ilkesi koyabilen huzurlu, istikrarlı, halkının geleceğe güvenle baktığı  bir ülke yaratılmıştır. Bu olağanüstü gelişme bugün örnek almaya çalıştığımız batılıların yaptığı gibi iki asır içinde değil, sadece  Mustafa Kemâl ATATÜRK' ün Cumhurbaşkanı olduğu 15 yıl içinde kaydedilmiştir.
        Atatürk ve arkadaşlarının büyük fedakârlıklarla gerçekleştirdikleri bu özgürlük, tam bağımsızlık ve ekonomik gelişmişlik düzeyi 79 yıl sonra günümüzde geldiği noktada  bu ülkeyi sevenleri son derece üzüyor ve ciddi bir şekilde rahatsız ediyor.
        Atatürk döneminin idarecileri; hiç bir zaman para değerini düşürmeyi, enflasyon ve devalüasyona sapmayı akıllarından dahi geçirmemişlerdir. Bu dönemin Para Politikasının esaslarını “ Türk Lirasının Değerinin Korunması” belirlemiştir. Atatürk’ün para değerinin korunmasına verdiği önem, her türlü tartışmanın üzerinde ekonomik politikasının temel taşlarından biri olmuştur. Türk Parası hakkında halka güven veren bu olumlu politika , memleketin giderek artan tasarrufunun en sağlam dayanaklarından biri olmuştur.
        Para Değerinin Korunması Politikası’nın arkasında Atatürk’ün güçlü iradesi yatmaktadır. Milletçe büyük zorluklara katlandığımız İstiklâl Savaşı içinde dahi Enflasyon’ a gidilmemiştir.
        Günümüzün Enflâsyonist Politikalar uygulayan yöneticilerince  çok eleştirilen TÜRK PARASININ KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA’ ki 1567 Sayılı Kanun  yine Atatürk dönemi içinde 25 Şubat 1930 Tarihli  1433 Sayılı RESMİ GAZETE' de yayımlanarak yürürlüğe sokulmuştur.

        Enflâsyon kelimesinin bilinmediği bir dönem; bütçe gelirlerinin giderlerine eşit olduğu bir süreç; her ne olursa olsun " siyasi bağımsızlığın mutlak bir ekonomik bağımsızlıktan geçeceği" esası ile hareket edildiği bir dönem; insanların üretime katkıda bulundukları oranda üretimden eşit pay aldıkları muhteşem bir devir; yani unutulmaz ATATÜRK’LÜ GÜNLER bugün çok gerilerde kalmıştır.

        Atatürk döneminde dünyanın en kıymetli paraları arasında bulunan ve 25 yıl öncesine kadar bu vasfını koruyan Türk Lirası bugün ülkemizde resmen olmasa bile fiilen tedavülden kalkmıştır. Çünkü para işlemleri  gerek halk kesiminde ve gerekse kamu kesiminde Türk Lirası yerine çoğunlukla Amerikan Doları üzerinden  yapılmaktadır. Hazinemizin gücü artık kağıt parasının karşılığı olan altın rezervi ile değil ,hazinenin elinde mevcut olan DOLAR STOKU  ile ölçülmektedir. Paramızdaki sıfırları alacak hesap makinesi bulunmadığından Devlet bütçemiz dahi dolarla ifade edilmektedir.
        Halkımız zaten  bir türlü alışamadığı ve aklının ermediği sıfırları yıllardır kaldırmıştır. Vitrinlerden, tezgahlardan ve satıcıların dillerinden  milyonun sıfırları kaldırılmıştır. Lira geri getirilmiştir.  Artık Muzda 2 Lira, ayakkabıda 40 Lira etiketi yer almaktadır. Devletin yapamadığını halk yapmış. Parasındaki ayıbı temizlemiştir.
         Parayı hala bu sıfırlarla tutmak hem insanımızı ve hem de devletimizi aşağılamaktan başka bir işe yaramamaktadır. Çalışmadan ve üretmeden para kazanmayı bu halk kendisi icat etmemiştir. Bankerlik ve Faiz müesseselerini bu halk kendisi bulup çıkartmamıştır. Ama artık su bitmiş deniz tükenmiştir. Artık herkes bulunduğu yeri bilmeli ve kolay kazanıp yemenin değil, çalışarak üreterek kazanmanın yollarını bulmalıdır. İşte burada yol göstericilik yine devlete ve yönetime düşmektedir.
          Zaman gelmiş ve geçmektedir. Enflasyon inişe geçmiştir. Şimdi yapılacak ilk iş paramızdan hiç bir işe yaramayan ALTI SIFIR atılması ile yeniden gerçek TÜRK LİRA’ sına dönülmesidir.
         Bunun yaratacağı psikolojik ortam halkın kendine ve devletine olan güvenini geri getirecektir. Halk kitlelerinin beklentisi bu şekildedir. Oysa yeni yönetim hâla eski yönetimin enflâsyonist ve IMF yörüngeli politikalarına sıkı sıkıya bağlı olduğunu savunmaktadır. Bu inat  yönetime geldikleri ilk günlerdeki ekonomik başarı göstergelerinin her geçen gün düşmesine neden olmaktadır. Halkın yönetime güveninin dahi enflasyon ve faizlerin büyük ölçüde düşmesine sebep olduğunu hepimiz geçtiğimiz günlerde gördük ve yaşadık.
        Şimdi paramızdan altı sıfır atarsak ne olur  bunu irdeleyelim.
        Bu durumda; Yeni liralar tedavüle çıkana kadar;
 20.000.000 TL = 20 TL
         10.000.000 TL = 10 TL
           5.000.000 TL =   5 TL
           1.000.000 TL =   1 TL = 100 KURUŞ
              500.000 TL =    50 KURUŞ
              250.000 TL =    25 KURUŞ
              100.000 TL =    10 KURUŞ
                50.000 TL =       5 KURUŞ
                 1DOLAR  =    1.6  TL
                 1 EURO   =     1.7  TL.
olarak kabul edilecektir. Bilahare  sırasıyla en küçük birimden başlamak üzere çıkarılacak liralarla bol sıfırlı eski paralar antika olarak saklanmak üzere tarihe gönderilecektir.
         Bu şekilde Cumhuriyet Döneminin başına dönülmüş olunacaktır.
         Fakat bu günkü kazanımlarımız o günlerden çok daha iyi olduğundan, çok daha kısa sürede  büyük atılımlar yapacağımız kesindir.
         Yeni atılımların başlaması ve bir bakıma topluma moral gücü aşılanması ancak bu şekilde radikal operasyonlarla mümkün olabilecektir. Bunu başaracak güçte olduğumuzu değerlendiriyorum.

         Peki paranın musluğunda bulunan Devlet Bakanı Ali BABACAN  bunu başarabilir mi?
Bilgi ve cesaret olarak evet diyebilirim. Fakat bazı tereddütlerim var. Çünkü Sayın Bakan yaş itibarı ile Enflasyonist dönemde yetişmiştir. Bizim nesillerimizin  yaşadığı güven ve istikrar ortamını yaşamamış ve görmemiştir. Ama kendisine yön verecek  yeterlilikte üyeler bu kabinede mevcuttur. Bu bakımdan ümitliyim.

       Sonuç olarak;
     Yeni yönetim kısa sürede paramızın değerinin düşürülmesi ile indirildiğimiz utanç verici  durumdan bu milleti çekip çıkartmalıdır. Bu ayıptan milletimizi ve devletimizi kurtarmalıdır.
     Hiç bir işe yaramayan ALTI SIFIR DERHAL PARAMIZDAN atılmalıdır. Atamızın bol sıfırlı paralardaki ASIK YÜZLÜ resimleri  GÜLERYÜZLÜ Atatürk resimleri ile değiştirilmelidir.
     Bunun zorunlu ve mümkün olduğunu biliyorum.
     İstenildiği takdirde başarılı olunacağına da  inanıyorum.

Dr.Tahir Tamer KUMKALE(13 OCAK 2003)
(Bu yazı 11-12-13 tarihli Önce VATAN Gazetesinde yayımlanmıştır.)